Medikal malzeme ithalatına ‘teşvik’ freni

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, vakumlu kan tüpü, enjektör ve serum seti gibi medikal sarf malzemelerini yerli imkanlarla üretecek ve yılda 50 milyon dolarlık ithalatı önleyebilecek tesiste incelemelerde bulundu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sıla Grup bünyesindeki TTT World’ü ziyaret ederek, firmanın yatırımlarına ilişkin bilgi aldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla sağlık sanayisinde sarf malzemeleri üretiminin ne denli kritik önemde olduğu ortaya çıktı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yatırım teşviklerinden yararlanan Ankaralı firma da bu kapsamda kısa sürede üretime başladı. Firma kritik sarf malzemeleri olan vakumlu kan tüpü, enjektör, serum seti, iğne ucu, branül, eldiven ve kan torbasını Türkiye’de üreterek dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Üretime başlayan firma, 3 fazlık bir projeyi takip edecek ve yatırımlar tamamlandığında 900 kişiyi istihdam edecek.

İlk fazda vakumlu kan tüpleri, enjektör ve serum setleri üretilmeye başlandı. Yıl sonuna kadar 450 milyon vakumlu kan tüpü, 500 milyon enjektör ve 75 milyon serum seti üretilecek.

Böylece büyük çoğunluğu hazır halde ithal edilen bu ürünlerin yerli olarak üretilmesi sağlanmış olacak. İç piyasadaki ihtiyaca cevap vermenin yanında, gelecek sene bu kalemlerde ihracat yapılması da planlanıyor.

İğne ucu, branül ve cerrahi sütürlerin yerlileştirileceği ikinci faz tamamlandığında, yılda 1,5 milyar iğne üretilmesi hedefleniyor.

Yatırımın son fazında da halen Türkiye’de üretilmeyen eldiven ve kan torbalarının yurt içinde yapılması mümkün hale gelecek.

Yenilikçi yönü var

Firma, kan tüplerini, piyasadaki muadillerinden farklı olarak hazır barkod ya da karekodla üretebiliyor. Böylece ilave etiketleme maliyetinden tasarruf edilmiş oluyor.

İnovatif bir diğer çalışma da bazı tüplerde kullanılması mecburi olan jelin üretilmesi olacak. Bu jeller, alınan kanın test yapılıncaya kadar tüplerde uygun şartlarda muhafaza edilmesini mümkün kılıyor. Firma, kimyasal özelliklere sahip bu jelin de tamamen yerlileştirilmesini hedefliyor.

Firmanın alt tedarikçileriyle oluşturduğu sistem de yenilikçi bir bakış açısını yansıtıyor. Geliştirilen iş modeli tedarikçilerle birlikte büyümeyi getiriyor. Kan tüpünün bileşenleri, farklı KOBİ’lere alım garantisi verilerek ürettiriliyor. Böylece kümelenme yoluyla hem tedarikçilerin güçlendirilmesi hem de üretimde daha yüksek kapasitelere ulaşılması hedefleniyor.

“Yerli muadiller tercih edilmeli”

Bakan Varank, ziyaretinin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, tesisin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvikleriyle 2 ay önce üretime geçtiğini söyledi.

Tesiste üretimi yapılan kan tüplerinde Türkiye’nin 50 milyon dolar dış ticaret açığı verdiğini belirten Varank, medikal ürünlerin imalatına ilişkin yatırımla bu alanda kendi kendine yetebilen bir ülke olmayı hedeflediklerini vurguladı.

“Yerlileşme çalışmalarına Kovid-19’dan önce başladık”

Varank, Kovid-19 ile birlikte tüm dünyada yerli üretimin ve kendi kendine yetebilmenin değerinin anlaşıldığına dikkati çekerek, “Biz koronavirüs öncesinde yerlileşme alanında birçok programı başlatmıştık. Yüksek teknolojili ürünlerde üretim kabiliyetlerimizi artırmak ve sanayinin her alanında kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık.” dedi.

Bu gibi tesislerin dış ticaret açığını kapatmakta önemli rol oynadığına işaret eden Varank, şöyle konuştu:

“Bu ürünlerin muadillerini yabancı firmalar üretiyor ve Türkiye’de bunlar kullanılıyor. Hastanelerde ve laboratuvarlarda yerli muadillerin kullanılması bilincini oluşturmamız lazım. Zaten devlet olarak kamu ihalelerinde yerli ürüne yüzde 15 fiyat avantajı uyguluyoruz.”

“Sağlık sanayisine milli güvenlik politikası olarak bakıyoruz”

Bakan Varank, sağlık sanayisine verdikleri öneme de dikkati çekerek, “Sağlık ürünleri sanayisine milli güvenlik politikası olarak bakıyoruz. Biliyorsunuz savaş durumunda ülkelerin sahadaki gücü savunma sanayisi kabiliyetleriyle doğrudan ilişkili. İşte yaşadığımız bu salgında da sağlık sanayisinin ne denli kritik ve stratejik olduğunu gördük. Salgınla birlikte pek çok ülke içine kapandı. Kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını ilk sıraya alıp, ihracatı durdurdular. Örneğin daha önce Almanya ve Fransa’dan ithal ettiğimiz maske filtrelerini alamadık. Vakit kaybetmeksizin hemen bu filtreleri yerlileştirdik ve dışa bağımlılığı ortadan kaldırdık. Yerli yoğun bakım solunum cihazımızı sadece 2 haftada üretim bandından indirdik. Bu ürünle hem ülkemize hem de dünyaya nefes olduk. Tek başına bu iki örnek bile sanayimizin esneklik, adaptasyon ve yenilikçi kabiliyetlerinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. İşte biz bu gibi örnekleri çoğaltmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayinin direnci artacak”

Varank, teşvikte medikal üretimin “öncelikli yatırım” olarak değerlendirildiğini hatırlatarak, şirkete sundukları desteklere devam edeceklerini dile getirdi.

Yerlileşme oranlarının artırılmasının önemine işaret eden Varank, “Yerlileşme oranları arttıkça sanayimiz daha dirençli olacak. Salgın gibi kriz dönemlerindeki kırılganlığımız azalacak. Dış ticaret açığı düştükçe, ülkemiz ekonomisi de güçlenerek yoluna devam edecek.” ifadelerini kullandı.

“Teşvik süreçleri son derece hızlı işledi”

Sıla Grup Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Şahin de yatırım kapsamında enjektör ve kan tüplerinin üretimine başladıklarını, ay sonunda da serum setleri üreterek yatırımın ilk fazını tamamlayacaklarını bildirdi.

Tüm fazları 2 sene içinde bitireceklerini dile getiren Şahin, teşvik kapsamında vergi, SGK stopajı ve kredi faiz indirimi gibi avantajlardan yaralanacaklarını söyledi.

Şahin, yatırım teşvik süreçlerinin son derece hızlı işlediğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakan Varank’a teşekkür etti.

Bakan Varank’ın ziyareti sırasında Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek de hazır bulundu.

AA Ankara / Sevgi Ceren Gökkoyun

X